Ağır ceza yargılamalarında son dönemde kaygı verici bir uygulama giderek yaygınlaşmaktadır:
Uyuşturucu ticaretine dair somut, kesin ve kuşkuya yer bırakmayan deliller bulunmadığı hâlde, sanıklar hakkında 15–20 yıl aralığında ağır hapis cezaları tesis edilebilmektedir.
Oysa ceza yargılamasının temel ilkesi açıktır:
Ağır bir suç isnadı, ağır ve kesin delillerle ispat edilmedikçe mahkûmiyet hükmü kurulamaz.
Sanığın üzerinde ele geçen uyuşturucu kişisel kullanım sınırları içerisindeyse,
Sanığın uyuşturucu kullandığı tıbbi raporlarla sabitse,
Kullanma dışında bir amaçla bulundurulduğunu gösteren yeterli ve kesin delil yoksa,
bu fiil uyuşturucu ticareti olarak nitelendirilemez.
Bu durumda söz konusu olan suç, kullanmak için bulundurmadır.
Buna rağmen sanık hakkında uyuşturucu ticareti suçundan mahkûmiyet kurulması ve tutuklu yargılamaya devam edilmesi, açıkça hukuka aykırıdır.
Bir fiilin “ticaret” olarak kabul edilebilmesi için dosyada aşağıdaki unsurlardan birden fazlasının birlikte bulunması gerekir:
Elbette her dosyada bu unsurların tamamının bulunması zorunlu değildir.
Ancak 3–4 temel gösterge dahi yokken, yalnızca miktar veya soyut şüphe üzerinden ticaret suçu kurulamaz.
Aşağıdaki unsurlar tek başına uyuşturucu ticaretinin varlığını göstermeye yetmez:
Özellikle altı çizilmesi gereken nokta şudur:
Uyuşturucu kullandığı sabit olan, ekonomik durumu yerinde bir kişinin üzerinde yüksek miktarda uyuşturucu bulunması,
başka hiçbir satış deliliyle desteklenmiyorsa, bu durum ticaret olarak nitelendirilemez.
Kişi, tekrar tekrar temin etmekle uğraşmamak amacıyla kendi kullanımı için toplu alım yapmış olabilir.
Ceza hukuku olasılıklar üzerinden değil, ispatlanmış olgular üzerinden hüküm kurar.
Kullanana → kullanmak için bulundurmadan,
Satana → ticaretten ceza verilir.
Şüphe varsa;
ticaret değil, kullanmak için bulundurma vardır.
Haklarınızı kaybetmeden önce profesyonel destek alın:
➡️ NAYA Hukuk & Danışmanlık İletişim Sayfası
➡️ Konya Ceza Hukuku Hizmetleri