Türk Borçlar Kanunu’na göre, simsarlık sözleşmesi, bir tarafın belli bir işin gerçekleşmesine aracılık etmeyi, diğer tarafın ise bu hizmetin karşılığında ücret ödemeyi üstlendiği sözleşme türüdür. Ancak taşınmazlara ilişkin aracılık faaliyetlerinde, bu sözleşmenin geçerli sayılabilmesi için yazılı şekilde yapılmış olması bir şekil şartı olarak düzenlenmiştir (TBK m. 520/3).
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, yazılı şekilde yapılmamış taşınmaz simsarlığı sözleşmeleri geçersiz olup, böyle bir durumda aracılık faaliyeti fiilen gerçekleşmiş olsa dahi ücret talebinde bulunulamaz. Bu yaklaşım, özellikle taşınmaz alım-satımı ve kat karşılığı inşaat sözleşmelerine ilişkin uyuşmazlıklarda uygulamada büyük önem taşımaktadır.
Nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 21.02.2019 tarihli, 2016/3384 E. ve 2019/648 K. sayılı kararında bu ilkeyi açıkça benimsemiştir. Söz konusu kararda, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin kurulmasına aracılık eden davacının, yazılı bir sözleşmeye dayanmaksızın ücret (daire) talebinde bulunması hukuken yeterli görülmemiştir.
Kararda şu ifadelere yer verilmiştir:
“TBK 520/3 maddesi gereğince taşınmazlara ilişkin simsarlık sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli sayılamaz… Davacının tarafı olmadığı sözleşme ile kararlaştırılan ücreti isteyemeyeceği, bu nedenle de ücret talep hakkı doğmadığı…”
Yargıtay’ın bu içtihadı, taşınmaz aracılığı faaliyetlerinin yazılı sözleşmeye bağlanmasının yalnızca şekli değil, aynı zamanda maddi hukuki sonuçlar açısından da zorunlu olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Haklarınızı kaybetmeden önce profesyonel destek alın:
➡️ NAYA Hukuk & Danışmanlık İletişim Sayfası